20 Mayıs 2011 Cuma
ada çayı.
taze çikolatalı gofretim ve portakallı eti cinim var. portakallı eti cinden milyon tane kişide milyon tane var evet ama kimse benim kadar güzel yemiyor. ve kimse benim gibi mamullerimizin hiç bir çeşidinde domuz yağı ve katkıları yoktur cümlesine takılıp, olsa bin kat daha güzel olurdu diye düşünmüyor. önce kenarlarını yiyorum. ama dilimin portakal jölesiyle buluşmasına asla izin vermiyorum. çünkü o zaman sihri kaçıyor. sen nerden bileceksin ki. iç içe çemberler düşün işte. ben hep en dıştaki çemberle onun içindeki en büyük çemberin dışındaki halkayı yiyorum. ama eti cinde milyon tane iç içe çember var. kusura bakma işte, en güzel ben yiyorum. ama ne var biliyor musun? herkes benim eti cini yediğim gibi bir başka şeyi yiyor aslında. düşünsene abi. bi insanla tanışırsın. önce yüzünü okşarsın. sırtını sıvazlarsın. eline dokunursun falan. ama ömür boyu bunu yapamazsın, biter çünkü. sonra dilin onun ağzının içinde gezinir. bi bakmışsın elin tişörtün altında. bi bakmışsın yarığı savunan askerleri halt etmişsin. böyle abi bu işler. sen de benim gibi dıştan içe yiyorsun işte. ama insan yiyorsun. gelişim hakkaten dıştan içe doğruysa, e abi sen en büyük lokmayı yiyosun. niye dikkatli yemiyosun be abi. niye can yakıyosun?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder